top of page

Tam Bağımsız Türk

Türkiye'de insanların kabul etmesi gereken konu: 'zengin, niye zengin?' sorusunu sınıf ayırmaksızın kendisine sorup; zenginliğin, iş gücü üretemeyenlere (fakirlere) karşı bu görevi yerine getirmek olduğudur.


Zenginlerde parayı dağıtmak zorunda olduğu bilinci yok. 'Bilip yapmıyor' veya 'işine gelmiyor' değil, bayağı bu bilinç yok. Normal şartlarda burjuva, burjuva yarattığı sürece ayakta kalacağını da bilir ya. Bu yüzden Türkiye'de burjuva yok diyoruz. Yoksa konunun para olmadığı açıktır.


Fakir birey, 'benim kafam çalışmıyor, ben anlamam' deme hakkına sahip olup, zengine; 'kardeşim sen benim yerime dünya ile rekabet et, üret, bu ağır sorumluluk ve sana bu yüzden imtiyazlı hayat yaşama hakkı da veriyorum ama sen de benim ihtiyaçlarımın tamamını karşıla' demesi gerekiyor.


Burjuva ve fakir arasında üstünlük ayrımı bu çizgide kalırsa; kimsenin gözü, kimsenin malında kalmaz. Kapitalizmin hak ediş çarkı da işler.


Doğal seçilim burada devereye giriyor. En fazla üç kuşak ayakta kalıp, sonra başa sarıyorlar. Bu konuda devletlerin de fırsat eşitliği mekaniğini düzgün, liyakatla çalıştırması gerekiyor. Çünkü herkes üretemez, geliştiremez. Arada fakir ama bu yetenekte karakterleri görüp onları koruması veya desteklemesi lazım ki, doğal seçilim de aksama olmasın. Bu sebeple 'startup meselesi; memleket meselesidir' diyorum.


Türkiye'de bir dönem startuplar (müteşebbisler) zengin bebelerine akıl veren, rekabet edemediği için sömürülüp kredi ile yiten hikayelerle doludur. Melek yatırım ağları, fon yapıları belirli aileler çerçevesinde veya zaten zengin olup işini hızla büyütecek potansiyeldeki girişimcilere aktarılmıştır.


Bundan kurtulmaya çalışan birey devlet kaynaklarına erişmek istediğinde de siyasal elitlerin gazabına uğrar. O siyasi elitler de kendi zenginlerine çalışır. Fakir, dahi, liderlik vasıfları barındıran ama mücedele edecek asi yeteneklerine de sahip bireyler en fazla satın alınarak başarılı olabilirler. Veya akıllı ülkeler bunları kendilerine taşır ve bu arkadaşlar artık vatansız varoluş sürecine kapılıp kaybolur. Beşeri sermayenin erimesi de bugün yaşadığımız sorunlara gebe olur.


İşte bizim bu kısır döngüyü kırmamız gerekiyor. Dünya üzerinde yatırım için talepte bulunan fonların bazılarında, yatırımcılara '5 Milyon $'dan aşağıya yatırım yapan üye kabul etmiyoruz' diyeni gördüm. Bunun 100 Milyon $ biçimini de gördüm. Bizde de; 30.000 TL çek verip, bunu basına servis etmekten utanmayan fonlar var.


Ülkemizin kaynakları satılıyor, beşeri sermaye eriyor, umudumuz yok, yabancı ülkeler onurumuzu ve gururumuzu incitti diyoruz. Bu kafayla daha çok deriz. Biz çok savaşçıyız, şöyle hürüz, böyle asarız, böyle de keseriz, ezilmez, ezdirmeyiz, onurumuza düşkünüz! Doğru ama bunun için daha kaç kişinin ölmesi gerekiyor?


Velhasıl, zengin; üretmek, türetmek ve geliştirip istihdam sağlamak için zengindir. İmparator olmak için değil. Parasını dağıtmayı bilmeyen zenginlerde yakın zamanda sıfıra sıfır yaşamaya mahkum kalacaklardır! Benim temennimdir ve olacaktır. İnanıyorum.  <3

Babil'in en zengin adamı kitabını okumanızı tavsiye ederim. Kitap okuyacak entellektüellikte değilseniz; aşağıda izlemedim ama Emrah Safa Gürkan'ın tavsiye ettiği filmi ve videoyu izleyebilirsiniz. <3



Yorumlar


bottom of page